Anne – baba olarak bizler olanaklarımız dahilinde çocuklarımız için daima en iyi ve en güzel olanı isteriz. Yavrularımızın sağlığı için beslenmesine, temziliğine gösterdiğimiz özen; mutluluğu için, aldığımız oyuncaklar ve onlara ayırdığımız süre gelişimlerini etkileyen en önemli faktörlerdir. Peki kişiliklerinin oluşmaya başladığı bu yaşlarda onları dış dünya koşullarına hazırlarken neden anaokulu ortamına ihtiyaç duyarız?
Anaokulunda çocuklarımız;
• Arkadaşlığın önemini kavramış,
• Sosyal yönü kuvvetli
• Paylaşmayı bilen,
• Kurallara ve bireylere saygılı,
• Pratik zekasını ve yaratıcılığını yaşamın her alanına taşıyabilen,
• Özgüveni gelişmiş,
• Yaşına rağmenkendisi için iyi ve kötüyü ayırt edebilen,
• Kendi kararlarını alabilen,
• Adaletli bireyler olarak hayata hazırlanırlar. Bu doğrultuda MORKEDİ’nin başlıca tutum ve hedefi; çocuklarımızın önündeki uzun ve zorlu eğitim sürecine en iyi şekilde hazırlamaktır. Anaokulunda geçirilen sürenin kaliteli, olması çok önemlidir. 3-6 yaş aralığındaki çocukların okulda istediklerini yapması yerine, okulda yapılan her aktiviteden zevk alıp, okulu sevmesi esas alınır ve bilgi edinmenin ne kadar keyifli olabileceği çocuğa kazandırılır. Böylece küçücük yaştaki çocuklarımız için okul, zorunlu ve zorlu bir kurum olmaktan çıkar zevkle ve isteyerek gidilen eğlenceli, sosyal bir ortama dönüşür. Okula severek giden her çocuk için başarı KAÇINILMAZDIR! MORKEDİ de tüm eğitim sistemimizi üzerine kurduğumuz temel ilke SEVGİDİR!
Kendi çocukluğumuza döndüğümüzde en mutlu olduğumuz anların aslında bizi en çok sevenlerin yanında olduğumuzu hatırlayarak başladık ve şimdi bile bizi geçmişte sevip özen göstermiş kişilerin yanında ne kadar gururlu ve güven dolu olduğumuzun farkına vardık. Dedik ki: Biz çocuklarımızı çok sevelim, tıpkı bir büyükanne, büyükbaba sevgisi gibi. Gerektiğinde şımartalım, gerektiğinde öğütlerimizle koruyalım, hep mutlu ve eğlenceli geçsin zaman. Ta ki mezuniyet vakti geldiğinde sevmenin ve sevilmenin anlamını bilen her alanda donanımlı öğrenciler yetiştirmenin haklı gururunu yaşayalım. Pelin KIZILGÜL